Kötülük Problemi, Zahiri Zafer ve Hakiki Kazanç: Felsefi, Tasavvufi ve Modern Yaklaşımlar Felsefenin en kadim sorunlarından biri “kötülük problemi”dir. Teodise (theodicy), kelime anlamıyla “Tanrı’nın adaletini savunma” demektir ve esasen şu soruya verilen yanıttır: Mutlak kudret sahibi, mutlak iyi olan Tanrı neden kötülüğe izin verir?[^1] Bu soru yalnızca Batı felsefesi geleneğinde değil, İslam düşüncesi ve tasavvuf geleneğinde de derinlemesine tartışılmıştır. Modern dönemde ise psikoloji ve sosyoloji, kötülüğün bireysel ve toplumsal algısına odaklanarak meseleye yeni boyutlar eklemiştir. Bu makalede, önce klasik felsefi yaklaşımlar (Hume, Hick, Leibniz) özetlenecek; ardından tasavvufi bir yorum olarak İbn Arabî’nin “zahiri zafer” anlayışı ele alınacaktır. Daha sonra Bediüzzaman Said Nursî’nin kötülük ve musibetler konusundaki yaklaşımı işlenecek; son olarak modern sosyal bilimlerde kötülüğün algısına dair bulgulara değinilerek hakiki kazancın kalpte kazanıldığı sonucuna varılacaktır. ...