Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 26, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Akıl, Hikmet ve İrfan Sentezi

Sesli Özet ➡️  https://youtu.be/X-abdZ7B38Q?si=9O2GNjOLsX00iEyE Doğu ve İslam Geleneğinde Akıl, Hikmet ve İrfan Sentezi: Nur Metafiziği Çerçevesinde Epistemolojik Yolculuk  I. Giriş: Doğu Aklının Tanımı ve Metafizik Bağlam  A. Akıl Kavramının Modern Rasyonalizmden Farkı:  Ratio ve Nur Karşıtlığı İslam düşüncesinde akıl (ʿAql) kavramı, Batı Aydınlanma felsefesinin Ratio (ölçü, hesap, kıyas) anlayışından temelden ayrılır.  Batı felsefesinde akıl, genellikle mantıksal çıkarım ve sistematik ölçüm üzerine odaklanırken, İslam geleneğinde ʿAql, Arapça ʿa-q-l kökünden türemiş olup, öncelikle “bağlamak, dizginlemek, korumak” anlamlarını taşır.  Bu etimolojik köken, aklın salt mantıksal bir yeti olmanın ötesinde, insanın nefsini bağlayan, taşkınlıkları kontrol altına alan ve varlığı bir düzen içinde tutan ahlaki bir meleke olarak tanımlanmasını sağlar.  Bu semantik temelden hareketle, akıl yürütme yeteneği (epistemoloji), insanın kendi üzerindeki ahlaki denetim ...

TÜRKÇENİN FELSEFÎ DİNAMİĞİ

Sesli Özet ➡️https://youtu.be/qObVyYyDonA?si=MlIuF4qdcJxHgO0O TÜRKÇENİN FELSEFÎ DİNAMİĞİ: ALFABE DEĞİŞİMİNDEN KAVRAMSAL SÜREKLİLİĞE  Giriş: Problematiğin Epistemolojik Çerçevesi  Merkezi problem, 1928 Alfabe Devrimi ve müteakip Dil Devrimi süreçlerinin, dilin kavramsal sürekliliği ve soyut düşünceyi ifade etme yeteneği üzerindeki etkisidir.  Analiz, tarihsel siyasi motivasyonlardan hareketle, dilin güncel dilbilimsel potansiyeli (imkân) ile fiili felsefi geleneği (edimsellik) arasındaki gerilime odaklanmaktadır.  Dil, Kültür ve Düşünce İlişkisinin Tanımlanması Felsefi düşüncenin temel önkabulü, dilin basit bir iletişim aracının ötesinde, bir zihniyet, dünya görüşü ve algılama biçimi olduğudur.  Bir dil, kendisini konuşan ve işleyen halkların varlığa, insana ve dünyaya bakış açısını yansıtır.  Dolayısıyla, bir felsefi dil, herhangi bir dilin gramerinden veya biyolojik kökeninden ziyade, o dilin varlık, zaman ve insan anlayışını yansıtan bir kültür birikimi o...

Türkiye’de Felsefenin Gelişimi

Sesli Özet ➡️  https://youtu.be/bB8-X8Wn1IQ?si=DvWIREO8SoktJ9Q4 Türkiye’de Felsefenin Gelişimini Engelleyen Unsurlar ve Yerli Felsefe İnşasının Zorunluluğu Giriş Türkiye’de Felsefe: Zihinsel Kopuş, Ontolojik İhtiyaç ve Yerli Felsefe İnşasının Zorunluluğu  Felsefe, bir medeniyetin kendi varlığı, bilgisi ve değerleri üzerine düşünebilme yeteneğinin kurumsal ifadesidir.  Türkiye’de ise felsefe, modernleşme ve kültürel kırılmalar neticesinde süreklilik kazanamamış; düşünce üretimi yerini taklide, hikmet ise ideolojik polemiklere bırakmıştır.  Teoman Duralı’nın ifadesiyle, Türk düşüncesi “medeniyet köklerini kaybetmiş bir toplumun zihinsel kopuşu”nun sancılarını yaşamaktadır¹.  I. Epistemolojik Kırılma ve Dilin Çöküşü:  Kavram ve Mana Kaybı Türkiye’de felsefi düşüncenin önündeki en köklü engel, bilginin aktarıldığı ve üretildiği kavramsal zeminin zedelenmesiyle ilgilidir.  A. Kavramsal Kopuş ve Felsefenin Öz Kaybı (Duralı ve Cündioğlu) Teoman Duralı, T...

FELSEFE NEDEN GEREKLİDİR ?

Sesli Özet ➡️  https://youtu.be/hquQb7Ere7g?si=TyP6iQmXqy0MGVe1 Felsefe: İnsan, Toplum ve Devlet İçin Neden Gereklidir? Giriş Felsefe, insanlık tarihinin en temel sorularını sorgulayan, akıl ve muhakemeyi merkeze alan bir disiplin olarak varlığını sürdürmüştür.  Ancak günümüzde felsefenin toplumsal ve bireysel hayattaki işlevine dair yaygın bir algı, onu “boş bir uğraş” olarak değerlendirmeye yönelmektedir.  Oysa felsefe, insanın kendisini, toplumunu ve devleti anlamlandırması, eylemlerine akılsal gerekçeler üretmesi ve yaşamını anlamlandırması açısından vazgeçilmez bir araçtır. Bir insan, eylemlerine, kararlarına, değerlerine ve varoluşuna dair aklî gerekçeler üretemezse, bu yaşam içsel bir anlamdan yoksun kalabilir. İşte Felsefe bu nedenle, “niçin?” sorusunu sorar; bilim ise “nasıl?” sorusuna cevap verir.  İnsan biyolojisinin işleyişi, evrenin fiziksel yapısı veya toplumsal istatistikler bilimsel olarak açıklanabilir.  O, insanın “niçin” sorusuna cevap arama i...

FELSEFE NEDİR ?

Sesli Özet ➡️  https://youtu.be/CoJQN2UprpY?si=Zk1EhUNB-9NROWfz FELSEFE NEDİR? (Batı, Doğu ve Türk-İslam Düşüncesi Üzerinden Ontolojik ve Epistemolojik Bir İnceleme) Giriş: Felsefenin Hakikat Arayışı Olarak Doğası “Felsefe nedir?” sorusu, insanlığın düşünce tarihindeki en eski, fakat hiçbir zaman eskimeyen sorusudur.  Çünkü felsefe, yalnızca bilgiyi değil, bilginin imkânını; yalnızca varlığı değil, var olmanın anlamını sorgular.  Düşüncenin kendi üzerine dönmesi, insanın kendisini bilme teşebbüsüdür.  Bu yönüyle felsefe, insan aklının en yüksek otokritiği, hakikatin en soylu arayışıdır. Hegel’in “felsefe düşünmenin düşünülmesidir” tanımı¹, Heidegger’in “metafiziğin harekete geçmesi” olarak felsefe anlayışı² ve Hilmi Ziya Ülken’in “felsefe, hakikatin hem akıl hem sezgiyle kavranmasıdır” sözü³; farklı geleneklerin aynı hakikat arayışında birleştiğini gösterir.  Ancak bu arayış, yalnızca Batı’ya özgü değildir. Doğu ve İslam düşüncesinde de felsefe, “hikmet” adıyla ...

GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK

GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK: MİTOLOJİDEN AKSİYONA, EMPERYALİZMDEN BAĞIMSIZLIĞA BİR MANİFESTO Atatürk ve Mitin İnşası: İnsan Gerçeğinden Sembolik Hakikate Her tarihsel dönemeç, yalnızca olayların değil, o olayları taşıyan kişilerin de yeniden anlamlandırıldığı bir “hafıza laboratuvarı”dır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliği bu laboratuvarın en çarpıcı örneğidir.  Osmanlı ordusunda hiyerarşiyle çatışan, defalarca sürülen ve uzun yıllar boyunca “başarısız” addedilen genç bir subay, Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte “en iyi komutan, en bilge öğretmen, en yüce önder” unvanlarıyla efsaneleştirilmiştir. Bu dönüşüm, bir tarihsel çelişki değil; bir toplumsal ihtiyaçtan doğan mitolojik inşadır. Mustafa Kemal’in hayatının ilk yarısı, sistematik biçimde dışlanmışlığın ve arayışın hikâyesidir. Rumeli’de görev alamaması, sürgün edilmesi, cemiyetlerinin kapatılması, hatta Libya’da gözünü kaybetme tehlikesi geçirmesi, dönemin iktidar ağlarıyla uyuşmayan bir karakterin doğal sonucudur. Otoriteye sorgusuz i...