Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim 5, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Devlet bir sobadır ve yakıtıda yalnız insandır.

DEVLET SOBADIR, İNSAN ISISIDIR: TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BİREY, TOPLUM VE GÜVENLİK PARADOKSU Özet: 1. Türklerde Devletin Kutsallığı: Tarihsel Arka Plan Türklerin tarih boyunca devletsiz kalma korkusu, toplumsal bilincin en derin katmanına işlemiştir.  Orhun Yazıtları’ndan itibaren “Üze Kök Tengri, asra yağız yer kılındukta, ikin ara kişi oğlu kılınmış” ifadesiyle başlayan düşünce, devletin kozmik bir düzenin yeryüzündeki yansıması olduğu fikrini taşır. Kut inancı: Hükümdara gökten (Tengri’den) “kut” verilir; bu ilahi bir meşruiyettir. Töre: Devletin hukuk ve ahlâk düzeni “töre”dir, kişisel iradeyi aşar. Millet-devlet birliği: Türk için “il giderse töre gider”; yani devletin yıkılması, sadece siyasal değil varoluşsal bir çöküştür. Bu yüzden Türk tarihinde birey, devletin içinde anlam bulan bir unsurdur; devletin dışında varlık bulmak düşünülemez.  Osmanlı’da da “kul” kavramı bu geleneğin uzantısıdır.  Devletin bekası her şeyin üstündedir; birey bu bekaya hizmet ettiği ölçüd...

DÜŞÜNCENİN KAYNAĞI

DÜŞÜNCENİN KAYNAĞI: FAAL AKIL, KOLEKTİF BİLİNÇ VE KUANTUM ALANI ARASINDA İNSAN ZEKÂSININ EVRİMİ Özet Bu makale, insan zekâsının kökenini hem klasik İslam felsefesinin epistemolojik kavramlarıyla hem de modern bilimin bilinç modelleriyle mukayeseli olarak incelemektedir.  İbn Sina’nın hads teorisi ve faal akıl anlayışı, Farabi’nin akl-ı faal kavramı, tasavvufta “Nûr-u Muhammedî” olarak adlandırılan ilahi idrak alanı ile Carl Jung’un kolektif bilinçdışı kavramı, Rupert Sheldrake’in morfogenetik alan teorisi ve kuantum fiziğinin bilinç açıklamaları bir bütün olarak ele alınmıştır.  Bu çalışma, düşüncenin yalnızca biyolojik bir süreç değil, evrensel bir bilinç alanıyla rezonansa giren dinamik bir olgu olduğunu ileri sürmektedir.  Sonuçta insan zekâsının, hem ruhî hem de maddî boyutlar arasında bir köprü olarak işlev gördüğü vurgulanmaktadır. 1. GİRİŞ Yapay zekânın gelişimi, insanın kendi zekâsını anlama çabasını yeniden gündeme getirmiştir. İnsan aklının kökeni, yalnızca biyo...

TÜRK-İSLAM DÜŞÜNCESİ

İSLAM MEDENİYETİNİN MODERNİTEYE ALTERNATİF MODELİ: TÜRK-İSLAM DÜŞÜNCESİ PERSPEKTİFİNDEN BİR MANİFESTO Özet Bu makale, modern Batı medeniyetinin insanı, toplumu ve doğayı tüketen krizine karşı, Türk-İslam düşüncesinin tarihsel, ahlaki ve metafizik temellerinden yükselen alternatif bir medeniyet vizyonunu ortaya koymaktadır.  Batı’nın rasyonalizm ve materyalizm üzerine kurulu medeniyetinin bugün geldiği çöküş noktasında, insanlığın yeniden bir anlam, adalet ve merhamet merkezli ufka ihtiyaç duyduğu savunulmaktadır.  Roger Garaudy’nin “Bütün Batı âlemi hızla toplu bir intihara gidiyor” (Garaudy, 1982) tespiti, çağımızın medeniyet bilançosunu özetler niteliktedir.  Bernard Lewis’in, İslam’ın ölü ruhlara anlam verdiğini vurgulayan yaklaşımı, Hilmi Ziya Ülken’in Türklerin tarihsel direniş kapasitesini tanımlayan analizi, Kemal Tahir’in Türk tasavvufunun “Allah korkusundan değil, Allah sevgisinden doğduğu” tespiti, Ali Fuad Başgil’in “i’lâ-yı kelimetullah” ideali ve İlber Ortayl...

Vicdanın Coğrafyasında Türk-İslam Medeniyeti

Türk-İslam Medeniyetinin Gazze ve Küresel Krizler Karşısındaki Ahlaki Pozisyonu Giriş: Vicdanın Coğrafyasında Türk-İslam Medeniyeti. Tevhidin Adaleti, Merhametin Siyaseti, Vicdanın Gücü Hepimizin gönlünden geçen bir an önce "Mehmetçik Gazze'ye... " Ancak Türkiye, sadece bir Ulus-Devlet refleksi göstermek yerine, Türk-İslam Medeniyetinin derin tarihsel ve manevi köklerinden gelen bir ahlaki vizyon ile hareket etmesi gerekmektedir. Bugün Filistin ve Gazze'deki zulmü yapan 8 milyon İsrail'liden belki çok daha fazla hain Türkiye Cumhuriyeti içinde var iken, ideolojik ayrılıklar, Cemaatçilik ve her türden Etnik, Mezhepsel ayrımcılık ve Kutuplaşma Toplumda cari iken...  Askeri, İdari, İktisadi hazırlıklar, Toplumsal Mutabakat, Suriye’de bütünlük, İran, Irak Mısır, Ürdün, Lübnan ve tüm Bölge Ülkeleri ile anlaşmalar yapılmadan Mehmetçik Gazze'ye gibi söylemlerden uzak durmalı, Tesanüd ve Uhuvvet ile Allah’ın Kitabına yönelmeliyiz. İslam Tarihinde Peygamber Efendimiz H...

Maslow’un Piramidinden Yıkılmış İnsanlığa

Maslow’un Piramidinden Yıkılmış İnsanlığa: Emperyalist Batı’nın Ortadoğu’da İnsan Bütünlüğünü Yok Etmesi Bu çalışma, insan doğasının çok katmanlı yapısını —biyolojik, toplumsal, ahlaki, bilişsel ve ruhsal düzeylerde— merkeze alarak, 11 Eylül sonrası emperyalist Batı siyasetinin Ortadoğu toplumlarında bu yapıyı nasıl sistematik biçimde parçaladığını analiz etmektedir.  Abraham Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” teorisi, insanın gelişim basamaklarını anlamada önemli bir kuramsal temel sunar; ancak modern emperyalizm, bu piramidi bilinçli biçimde tersine çevirerek, insanı yalnızca biyolojik bir varlık düzeyine indirgemiştir. Savaş, işgal, iç savaş, ekonomik kuşatma ve kültürel manipülasyon aracılığıyla yürütülen bu süreç, bölge halklarını “travmatik topluluklara” dönüştürmüş; bireysel ve toplumsal gelişim potansiyellerini felç etmiştir.  Makale, bu durumu bir “insanlık krizi” olarak tanımlamakta ve İslamî insan tasavvurunun —insanın onurunu, izzetini ve vahdetini merkeze alan— ya...

Tanrı Kompleksi ve Nükleer Tekel

Tanrı Kompleksi ve Nükleer Tekel: Aşırı Siyonist Militarizmin Gölgesinde İnsanlığın Son Eşiği Giriş “Tanrı olmayı arzulayan insan, sonunda şeytana dönüşür.” — Friedrich Nietzsche İnsanlık tarihinin en büyük trajedisi, kendi yarattığı gücün esiri haline gelmesidir.  Bilgi, bilim ve teknolojiyle donanan insan; Tanrı’nın yaratıcı kudretine yaklaşmak isterken, bu kudretin sorumluluğunu üstlenememiştir.  20. yüzyılın ortasında atomun parçalanmasıyla birlikte açılan Pandora’nın Kutusu, yalnızca Hiroşima ve Nagazaki’yi değil, insan vicdanının kendisini de yakmıştır.  Bugün nükleer silahlar, insanlığın hem teknolojik doruk noktası hem de ahlaki çöküşünün sembolüdür. Bu makale, özellikle aşırı Siyonist militarizmin nükleer tekel üzerindeki rolünü, teolojik üstünlük ideolojileriyle birleştiğinde insanlık için oluşturduğu varoluşsal tehdidi inceler.  Burada hedef, herhangi bir topluluğu genellemek veya bir dine saldırmak değil; siyasi Siyonizmin aşırı, mesihçi, ve militarist bi...