KORKUNUN JEOPOLİTİĞİ: TÜRKİYE’DE DÜŞMANLIK KÜLTÜRÜNÜN PSİKOSOSYAL VE FELSEFİ KÖKLERİ (Rekabetten Hasımlığa, Hasımlıktan Kutuplaşmaya Giden Yol ve Hz. İnsan’a Hürmetin Yeniden Keşfi) GİRİŞ Türkiye, tarih boyunca yalnızca bir coğrafya değil, bir medeniyet sınavı olmuştur. Doğu ile Batı’nın, İslam ile sekülerliğin, gelenek ile modernliğin, yerli ile yabancının arasında duran bu ülke, yeryüzündeki en sert tarihî akımların kesiştiği bir jeopolitik fay hattı üzerinde nefes alır. Bu durum, onu sürekli bir “tehdit” atmosferinde yaşatmış; toplumun ruhuna, siyasetinin reflekslerine ve kültürel kodlarına derin bir kuşatılmışlık psikolojisi yerleştirmiştir. Bu makalenin temel iddiası şudur: Türkiye’de rekabet kültürü yerine düşmanlık kültürünün hâkim oluşu, yalnızca iç dinamiklerle değil, ülkenin jeopolitik gerçekliği, emperyal manipülasyonlar ve psikososyal kodlar üzerinden şekillenmiş bir süreçtir. Bu kültür, bireyin kimliğini tehdit üzerine kurduğu; toplumsal hafızanın korkuyla...