Geçmişten bugüne Emperyalist Vaatlerin Gölgesinde Ermeni Meselesi ve Kürt Sorunu Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme
Tarih boyunca büyük güçler, çıkarlarını maksimize etmek için zayıf ve parçalanmaya uygun görülen toplumları etnik, dini veya mezhepsel farklılıklar üzerinden yönlendirmiştir. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülüş sürecinde “Büyük Ermenistan” vaadiyle Ermeniler kışkırtılmış, benzer şekilde günümüzde de “Bağımsız Kürdistan” hayali üzerinden Kürtler emperyalist aktörlerin hedefi hâline gelmiştir. Her iki örnekte de temel amaç, bölge halklarının kendi geleceklerini tayin etmeleri değil, büyük güçlerin enerji, güvenlik ve jeopolitik çıkarlarını güvence altına almaktır.
Tarihsel Arka Plan: Ermeni Meselesi
19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte Ermeni milliyetçiliği, Avrupalı devletlerin desteğiyle örgütlenmeye başladı. İngiltere, Fransa ve Rusya, özellikle Berlin Antlaşması’ndan (1878) sonra Ermenilerin yaşadığı bölgelerde reform taleplerini Osmanlı’ya dayattı. Bu süreçte Ermeniler, “Büyük Ermenistan” idealine yönlendirildi.
Özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında Rusya, Doğu Anadolu’daki Ermenilere bağımsızlık vaat ederek Osmanlı’ya karşı ayaklanmalarını teşvik etti. Ancak savaşın bitiminde ve Sevr Antlaşması’nın uygulanamamasıyla birlikte, Ermeniler vaat edilen devletin gerçekte bir “sömürge projesi” olduğunu acı bir şekilde deneyimledi. Büyük devletler, Ermenileri kullanıp kenara çekildi ve bu süreç büyük insani kayıplara yol açtı.
Günümüz: Kürt Meselesi
Soğuk Savaş sonrası süreçte ve özellikle Irak’ın 2003 işgaliyle birlikte Kürtler, emperyalist güçlerin bölge stratejisinde yeniden ön plana çıktı. ABD, Irak’ın kuzeyinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin oluşmasına zemin hazırladı. Suriye İç Savaşı ile beraber bu kez PYD/YPG üzerinden benzer bir özerklik modeli gündeme taşındı.
İsrail de Kürt hareketini destekleyerek, kendisine dost ve Arap dünyasından izole edilmiş bir “ikinci İsrail” inşa etmeyi hedeflemektedir. Bu durum, enerji hatlarının denetimi, İran’ın çevrelenmesi ve Türkiye’nin zayıflatılması gibi stratejik hesaplarla iç içedir.
Kürt halkı tarihsel olarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar Türklerle iç içe yaşamış, devletin kuruluşunda da yer almış bir topluluktur. Ancak dış güçlerin sürekli olarak “Bağımsız Kürdistan” söylemini diri tutması, Türk-Kürt ilişkilerini zedelemekte ve potansiyel bir çatışma riskini artırmaktadır.
Karşılaştırmalı Analiz: Benzerlikler ve Farklılıklar
Benzerlikler
1. Emperyalist Manipülasyon: Hem Ermeniler hem Kürtler, Batılı güçlerin vaatleriyle “ayrı devlet” arayışına yönlendirilmiştir.
2. Enerji ve Strateji: Ermeniler için Kafkasya’ya hâkimiyet, Kürtler için Ortadoğu enerji yolları belirleyici olmuştur.
3. İç İsyanların Desteklenmesi: Her iki durumda da Osmanlı/Türkiye içinde isyan ve ayrılıkçı hareketler teşvik edilmiştir.
Farklılıklar
1. Demografik Güç: Ermeniler Osmanlı nüfusunun küçük bir bölümünü oluştururken, Kürtler milyonlarla ifade edilen ve dört ülkeye yayılmış bir nüfusa sahiptir.
2. Coğrafi Derinlik: Ermeniler daha sınırlı bir bölgede yaşamaktaydı; Kürtler ise stratejik sınır hatlarına yayılan geniş bir alanda bulunmaktadır.
3. Sosyolojik Bağlar: Kürtler, Türklerle akrabalık ve ortak yaşam açısından çok daha güçlü bağlara sahiptir. Bu, bir kopuş ihtimalini daha zor ama bir çatışmayı daha yıkıcı hâle getirir.
Olası Senaryolar ve Sonuç
Eğer Kürtler, emperyalist güçlerin vaatlerine bütünüyle bağlanırsa, bu durum Türklerle Kürtler arasında tarihsel bağların kopmasına, hatta iç savaşa yol açabilir. Ancak Ermenilerin yaşadığı tecrübe, bu tür projelerin çoğu zaman büyük güçlerin çıkarları değiştiğinde yarı yolda bırakıldığını göstermektedir. Dolayısıyla Kürtler için en rasyonel yol, emperyalist vaatlerin cazibesine kapılmak yerine Türklerle ortak bir gelecek inşa etmektir.
Türkiye’nin önünde iki seçenek vardır:
1. Ayrışma Senaryosu: Emperyalist planların başarıya ulaşması hâlinde, bölge onlarca yıl sürecek çatışmalarla sarsılır.
2. Birlik ve Ortak Kimlik Senaryosu: Türkler ve Kürtler, ortak tarih ve kültür üzerinden yeni bir toplumsal mutabakat geliştirirse, emperyalist planlar boşa çıkar.
Sonuç ve Öneriler
Ermeni meselesinin tarihsel deneyimi, Kürt meselesinde izlenecek yol için güçlü bir uyarıdır. Emperyalist vaatler, gerçekte “bağımsızlık” değil, dış güçlere bağımlılığın bir aracı olmuştur. Türk ve Kürt halkları arasındaki tarihsel kardeşlik ve ortak çıkarlar, bölünmenin önündeki en büyük engeldir. Bu nedenle:
Türk ve Kürt kimlikleri çatıştırılmamalı, aksine birbirini tamamlayan unsurlar olarak görülmelidir.
Devlet, demokratik ve adil politikalarla Kürt vatandaşların aidiyet duygusunu güçlendirmelidir.
Ortadoğu’da emperyalist projelere karşı bölgesel dayanışma artırılmalıdır.
Aksi hâlde, bir asır önce Ermenilerin yaşadığı trajedinin farklı bir biçimi, bu kez Kürtler üzerinden sahneye konulabilir.
Peki ya Suriye'deki Kürtler ?
1. Türkiye’deki Kürtler ile Suriye Kürtleri Arasındaki Fark
Türkiye Kürtleri: Yüzyıllardır Türklerle iç içe yaşıyor, akrabalık bağları var, ortak ekonomik ve toplumsal hayat kurmuş durumda. Bu nedenle bağımsızlık ya da kopuş yerine, daha çok demokratik haklar ve eşit yurttaşlık talepleri ön plana çıkıyor.
Suriye Kürtleri: Uzun süre Esad rejimi tarafından vatandaşlık hakkından bile mahrum bırakılmışlardı. 2011’den sonra Amerika’nın himayesinde “özerklik” kazandılar. Dolayısıyla büyük ölçüde dış destekle ayakta duran bir siyasi yapılanma söz konusu.
2. Emperyalist Güçlerin Rolü
ABD ve İsrail, Suriye’deki Kürt yapısını (PYD/YPG/SDG) Türkiye’ye karşı kullanıyor. Özellikle Fırat’ın doğusunda bir “koridor” oluşturmaya çalışıyorlar. Bu yapının finansmanı, eğitimi ve silahı büyük ölçüde Amerika’dan geliyor.
Bu da Suriye Kürtlerini “yerel aktör” olmaktan çıkarıp, giderek “paralı asker” niteliğine yaklaştırıyor.
3. Suriye Kürtlerinin Önünde İki Yol
a) Türklerle Kardeşliği Tercih Etmeleri
Türkiye, bölgesel bir güç olarak kalıcıdır; ABD ve İsrail ise çıkarlarına göre bölgeyi terk edebilir.
Eğer Suriye Kürtleri Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirirse, hem güvenliklerini hem de siyasi kazanımlarını daha kalıcı hale getirebilirler.
Bu yol, aynı zamanda Kürtlerin “ikinci bir Ermeni tecrübesi” yaşamasını engeller.
b) ABD-İsrail Çıkarlarına Hizmet Etmeleri
Kısa vadede özerklik ve silah desteği kazanabilirler, ama uzun vadede ABD’nin bölgeden çekilmesiyle yalnız kalmaları kuvvetle muhtemeldir.
Türkiye ile doğrudan çatışma ise Kürtlerin ağır bedeller ödemesine yol açar. Irak Kürtlerinin 2017 bağımsızlık referandumunda yaşadığı hayal kırıklığı, bunun en somut örneğidir.
4. Sonuç
Suriye Kürtlerinin geleceğini şu üç faktör belirleyecek:
1. ABD’nin kalıcılığı – Eğer ABD bölgeden çekilirse, Kürtler Türkiye veya Şam ile anlaşmak zorunda kalır.
2. Türkiye’nin yaklaşımı – Ankara, sadece “güvenlikçi” değil, aynı zamanda “siyasi çözüm” odaklı bir strateji geliştirirse Kürtlerle işbirliği daha mümkün olur.
3. Kürtlerin tarihsel hafızası – Eğer Kürtler, Ermenilerin yaşadığı emperyalist “yalnız bırakılma” tecrübesini dikkate alırsa, uzun vadede Türklerle kardeşliği seçmeleri daha rasyonel bir yol olacaktır.
Yani özetle: Suriye Kürtlerinin bir kısmı şu an ABD ve İsrail’in yönlendirmesiyle paralı askerleşme yolunda ilerliyor. Ama halkın tamamı için bu yol sürdürülebilir değil. En mantıklı ve kalıcı tercih, Türklerle kardeşliktir; savaş ise Kürtlerin kendi geleceğini zedeleyecek bir çıkmazdır.
Kaynakça
1. Zürcher, E. J. Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları, 2022.
2. McDowall, D. A Modern History of the Kurds. London: I.B. Tauris, 2021.
3. Akçam, T. Ermeni Meselesi Hallolunmuştur: Osmanlı Belgelerinde Ermenilere Yönelik Politikalar. İstanbul: İletişim Yayınları, 2008.
4. Yerasimos, S. Milliyetler ve Sınırlar: Osmanlı İmparatorluğu’nda Etnik Sorunlar. İstanbul: İletişim, 1994.
5. Chomsky, N. Hegemony or Survival: America’s Quest for Global Dominance. New York: Metropolitan Books, 2003.
Yorumlar