“Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkası çizer. Coğrafyasını bilmeyenin tarihini başkası yazar.”
— Dede Korkut
GİRİŞ: RESMÎ, AVRUPAÎ VE HAKİKÎ TARİH
Kemal Karpat’ın veciz ifadesiyle “Biz Türklerin üç çeşit tarihi vardır. Bir resmî tarih; iki, Avrupalıların yazdığı tarih ki bu ikisi de şüphelidir. Bir de halkın zihninde kalmış tarih vardır. İşte hakikî tarih odur; nesilden nesle geçen tarih odur” [1].
Bu ayrım, yalnızca geçmişin bir yorumu değil, aynı zamanda geleceğe dair bir uyarıdır. Resmî tarih çoğu zaman iktidarların çıkarlarını, Avrupaî tarih Batı merkezci algıları, hakikî tarih ise milletin vicdanında yaşayan gerçekleri yansıtır. Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanma sürecine baktığımızda da bu üçlü ayrımı açıkça görebiliriz. Resmî tarih “ihanet eden Araplar” söylemi üzerinden bir açıklama üretmiş, Avrupalı tarihçiler ise Arap İsyanı’nı Osmanlı’nın çöküşünde belirleyici bir dönüm noktası olarak sunmuşlardır. Oysa hakikî tarih bize başka bir şey söyler: Filistin ve Gazze halkının, Arap kökenli Osmanlı askerlerinin, hatta çoğu aşiretin İngiliz propagandasına rağmen sadakatle Osmanlı’ya bağlı kalışını, direnişin asıl yükünü üstlenişini anlatır.
Bu çalışmada, Osmanlı’nın parçalanma sürecinde İngiliz emperyalizminin uyguladığı stratejiler, Arap İsyanı’nın hakiki etkisi, Gazze Cephesi’nde halkın rolü, manda rejimlerinin inşası, Sykes-Picot ve Balfour gibi anlaşmalarla haritaların yeniden çizilmesi ve nihayet günümüzde Gazze’nin Doğu Akdeniz enerji kaynakları üzerinden tekrar bir küresel çatışma sahasına dönüştürülmesi analiz edilecektir. Ancak bu analiz kuru bir akademik rapor değil; aynı zamanda bir manifestodur. Çünkü tarihin bir kısmını bilmek, gerçeğin tamamını görmeyi engeller.
BÖLÜM I: İNGİLİZ EMPERYALİZMİNİN OSMANLI’YI PARÇALAMA STRATEJİSİ
İngiltere’nin Osmanlı üzerindeki stratejik planı yeni değildi. 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı’yı “Avrupa’nın hasta adamı” ilan eden İngilizler, onun topraklarını doğrudan işgal etmek yerine daha ince yöntemler geliştirdiler: diplomasi, propaganda, vekâlet savaşları ve en önemlisi harita mühendisliği.
1. Sykes-Picot ve Bölünmenin Kodu
1916’da imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, Osmanlı topraklarının İngiltere ve Fransa arasında nasıl paylaşılacağını gösteriyordu [2]. Gizli anlaşmaya göre Irak ve Filistin İngiltere’ye, Suriye ve Lübnan Fransa’ya bırakılacak; kutsal şehirler uluslararası yönetime devredilecekti. Daha savaş bitmeden Osmanlı’nın geleceği emperyalistlerce paylaştırılmıştı.
2. Balfour Deklarasyonu ve Filistin
1917’de yayımlanan Balfour Deklarasyonu ile İngiltere, Filistin’de bir “Yahudi yurdu” kurulmasını desteklediğini açıkladı [3]. Bu, yalnızca Osmanlı’ya karşı değil, aynı zamanda Filistin halkına karşı işlenmiş bir ihanetti. İngiltere, bir halkın topraklarını diğerine vaat ederek ileride Ortadoğu’nun sürekli kanayan yarasını açmış oluyordu.
3. Vekâlet Savaşçıları: Araplar, Ermeniler, Yunanlar
İngilizler doğrudan savaşmak yerine, Osmanlı içindeki unsurları birbirine karşı kullandı. Hicaz’da Şerif Hüseyin ve oğullarını Osmanlı’ya karşı kışkırtarak “Arap İsyanı”nı örgütlediler. Doğu’da Ermeni çeteleri silahlandırıldı, Ege’de Yunanistan kışkırtıldı. Bu yöntem, İngiltere’nin klasik “böl ve yönet” siyasetinin birebir yansımasıydı [4].
Bu stratejinin amacı basitti: Osmanlı’yı kendi içinden çürütmek, halkları birbirine düşman etmek, ardından haritaları kendi çıkarlarına göre çizmek.
BÖLÜM II: ARAP İSYANI VE HAKİKÎ ETKİLERİ
1. İsyanın Gerçek Boyutu
Batılı tarihçilerin eserlerinde Arap İsyanı genellikle Osmanlı’yı çökerten bir “dönüm noktası” olarak sunulur. Oysa belgeler bunun abartıldığını gösterir. Eugene Rogan’a göre isyanın askeri etkisi “lojistik ve psikolojikti”; Osmanlı’nın büyük ordularını cepheden çekmeye yetmedi [5].
Şerif Hüseyin’in kuvvetleri 10–15 bin kişilik düzensiz birliklerden ibaretti. Buna karşılık Osmanlı’nın Filistin ve Sina cephesinde 300 binden fazla askeri vardı [6]. İngiliz tarihçi Edward Erickson, Gazze Muharebeleri ve Megiddo Taarruzu gibi kritik savaşlarda belirleyici olanın İngilizlerin teknik ve lojistik üstünlüğü olduğunu belirtir [7].
2. Sadık Arap Askerler
Osmanlı ordusundaki Arap kökenli askerlerin çoğu sadakatini korudu. Nablus Savaşı’nda Araplardan oluşan 53. Tümen İngilizlere karşı kahramanca direndi [8]. Yani “toplu bir ihanet” söylemi hakikati yansıtmaz.
3. İngiliz Propagandası
İngilizler, isyanı “Arapların Türk zulmünden kurtuluşu” olarak sundu. Bu propaganda, Sykes-Picot ve Balfour gibi belgelerin üstünü örtmeye yarıyordu. Gerçekte ise İngilizler, Arapları bağımsızlaştırmadı; manda yönetimleriyle onları yeni bir sömürge rejimine mahkûm etti [9].
BÖLÜM III: GAZZE VE FİLİSTİN CEPHESİ – HAKİKÎ DİRENİŞ
1. Gazze’nin Stratejik Önemi
1516’dan 1917’ye kadar Gazze, kesintisiz Osmanlı yönetiminde kaldı. Halk, hilafet bağı ve İslami kimliği nedeniyle Osmanlı’ya derin bir aidiyet hissediyordu [10].
2. Yerel Halkın Desteği
İngiliz istihbarat raporları, Gazze halkının Osmanlı askerlerine lojistik destek sağladığını gösterir (TNA, FO 882/7). Osmanlı arşivlerinde köylerin İngiliz işgaline karşı silahlı milis grupları oluşturduğuna dair kayıtlar mevcuttur (BOA, DH. EUM. 5. Şube 68/35) [11].
3. Muharebeler
1917’deki Birinci ve İkinci Gazze Muharebeleri’nde Osmanlı’nın 53. Tümeni ve Gazze halkı İngiliz saldırılarını püskürttü. Üçüncü Gazze Muharebesi’nde ise İngilizlerin tank, uçak ve motorize birlikleri karşısında Osmanlı ordusu geri çekilmek zorunda kaldı [12]. Bu bir ihanet değil, teknolojik üstünlüğün sonucuydu.
4. Direnişin Mirası
Gazze halkı, İngiliz işgali sonrası bile Osmanlı’ya bağlılığını korudu. 1931’de düzenlenen İslami Kongre’de hilafetin yeniden tesis edilmesi talep edildi [13]. Bu, “hakikî tarihin” halkın zihninde yaşadığını kanıtlar.
BÖLÜM IV: HARİTALAR VE MİLLETLERİN KADERİ
İngilizler, savaşın sonunda Osmanlı topraklarını manda yönetimleriyle böldüler. Irak, Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye yapay sınırlarla birbirinden ayrıldı.
1. Paris Barış Konferansı ve Harita Mühendisliği
1919 Paris Konferansı’nda İngiltere ve Fransa, Ortadoğu’yu kendi çıkarlarına göre böldü [14]. Bu sınırlar halkların etnik, dini, kültürel bağlarını kopardı.
2. “İhanet” Söylemi ve Meşrulaştırma
İngilizler, Arap isyanını “Türk zulmünden kurtuluş” olarak göstererek manda rejimini meşrulaştırdı. Oysa gerçek, Arapların bağımsızlık değil yeni bir sömürge düzeni kazandıklarıydı [15].
BÖLÜM V: ENERJİ VE YENİ SÖMÜRGECİLİK
1. Osmanlı Petrolleri
Irak ve Musul’daki petrol yatakları İngiltere’nin en büyük hedefiydi. Bu nedenle İngiltere, Musul’u savaş bittikten sonra işgal etti [16].
2. Irak ve 2003 İşgali
Tony Blair’in Irak Savaşı öncesinde “kitle imha silahları” konusunda halkını yanılttığı ortaya çıktı [17]. Osmanlı topraklarının petrolü uğruna parçalanması, yüzyıl sonra Irak işgaliyle tekrarlandı.
3. Doğu Akdeniz ve Gazze
Bugün Gazze açıklarında keşfedilen doğal gaz rezervleri, İngiltere’nin tarihsel stratejisini yeniden hatırlatıyor. İsrail’in Gazze üzerindeki saldırılarının arkasında bu enerji kaynakları da yatıyor [18].
BÖLÜM VI: MANİFESTO – HAKİKÎ TARİHE ÇAĞRI
Bu noktada mesele artık yalnızca akademik bir tartışma değildir. Bu, milletlerin kaderini belirleyen bir mücadeledir. İngilizlerin Osmanlı’yı parçalama stratejisi dün neyse, bugün de Gazze üzerinden süren sömürgeci emeller odur.
Hakikî tarih bize şunu öğretir: Arapların tamamı ihanet etmedi; Gazze halkı Osmanlı’ya sadakat gösterdi; İngilizler kurtarıcı değil sömürgeciydi.
Bugün Gazze’nin bombalanan sokaklarında, aslında Sykes-Picot’un kanlı haritası yeniden çizilmektedir.
Aliya İzzetbegoviç’in sözleriyle: “Tarihi biz yapmadık ama tarih bizi yapıyor. Onu doğru okumazsak, bizi başkaları yazar.” Said Nursi’nin uyarısıyla: “Mazi, istikbale ışık tutmazsa, hem geçmiş kaybolur hem gelecek.”
SONUÇ: TARİH VE GELECEK ARASINDA
Hakikî tarih, milletin vicdanında yaşayan tarihtir. İngilizlerin kurguladığı Avrupaî tarih ve devletlerin yazdığı resmî tarih, hakikati gizleyebilir. Ama Gazze halkının direnişi, Nablus’taki Arap askerlerin fedakârlığı, Buhara’dan gelen yardımlar unutulmaz.
Bugün yapılması gereken, tarihten ders almak ve aynı oyunlara düşmemektir. Çünkü tarihini bilmeyen milletin coğrafyasını başkası çizer; coğrafyasını bilmeyen milletin tarihini başkası yazar.
“Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkası çizer. Coğrafyasını bilmeyenin tarihini başkası yazar.”
— Dede Korkut
“Milletin tarihi, hafızasıdır; hafızasız millet, başkalarının kurgusunda kaybolur.”
— Kemal Karpat
“Tarihini bilmeyen toplum, bugünü başkasının eliyle kurar.”
— İlber Ortaylı
“Tarihini ihmal eden, geleceğini ihmal eder.” — Halil İnalcık
“Osmanlı tecrübesi yok sayıldığında, bugünkü meselelerimiz anlaşılamaz.”
— Mehmet Genç
“Kendi köklerini tanımayan toplum, dışarıdan gelen ideolojilere teslim olur.”
— Şerif Mardin
KAYNAKLAR
[1] Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi.
[2] FO 371/2775, Sykes-Picot Agreement, 1916.
[3] Balfour Declaration, 1917.
[4] Fromkin, David. A Peace to End All Peace. 1989.
[5] Rogan, Eugene. The Fall of the Ottomans. 2015.
[6] Erickson, Edward. Ordered to Die. 2001.
[7] Erickson, Edward. Ottoman Army Effectiveness in World War I.
[8] Wallach, J. Bir Askeri Yardımın Anatomisi. 1999.
[9] TNA, FO 882/7, İngiliz İstihbarat Raporları.
[10] Özcan, Besim. Osmanlı Filistini’nde Toplum ve Siyaset.
[11] BOA, DH. EUM. 5. Şube 68/35.
[12] Erickson, Edward. Ordered to Die.
[13] Filistin Milli Kongreleri Arşivi.
[14] Paris Barış Konferansı Tutunakları, 1919.
[15] Fromkin, David. A Peace to End All Peace.
[16] BOA, Irak Cephesi Belgeleri.
[17] Chris McLaughlin, Fokus Dergisi Röportajı.
[18] Doğu Akdeniz Enerji Raporları, 2020.
Yorumlar