Sesli Özet ➡️https://youtu.be/BVzruDORsmA?si=a-KPEgyiIqYyr2qy
Renan'dan Günümüze İslam ve Bilim Tartışmalarının Onto-Epistemolojik Serüveni: Savunmadan Metafizik İnşaya
1. Giriş: 1883 Sorbonne Krizi, Pozitivizm ve Modern Bilimsel Paradigmanın Meydan Okuması
On dokuzuncu yüzyılın son çeyreği, İslam dünyası ile Batı modernitesi arasındaki entelektüel karşılaşmanın ve asimetrik güç mücadelesinin en sarsıcı krizlerine sahne olmuştur. Bu krizlerin şüphesiz en sembolik, en derinlikli ve uzun soluklu olanı, Fransız oryantalist, tarihçi ve filolog Ernest Renan’ın 29 Mart 1883 tarihinde Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde verdiği "L'Islamisme et la Science" (İslam ve Bilim) başlıklı konferansla patlak vermiştir. Renan, bu konferansında yalnızca tarihsel bir bilim analizi yapmamış, aynı zamanda ontolojik ve özcü bir yaklaşımla İslam dininin yapısı gereği akla, felsefeye ve özgür düşünceye radikal bir biçimde düşman olduğunu iddia etmiştir. Ona göre, bilim ve felsefe ancak dinî otoriteden bağımsız, sekülerleşebilmiş toplumlarda gelişebilirdi.
Renan'ın tarih okumasına göre, İslam coğrafyasında geçmişte görülen parlak bilimsel başarılar İslam'ın teşvikiyle veya İslami bir dünya görüşünün sonucunda değil, tam aksine "İslam'a rağmen" ortaya çıkmıştı. Renan'ın tezine göre Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Rüşd gibi evrensel çaplı düşünürler aslında gerçek anlamda İslam'ı temsil etmeyen, hatta örtük biçimde dinden uzaklaşmış, yabancı (çoğunlukla Yunan ve Fars) unsurları taşıyan figürlerdi. İslam'ın egemen olduğu toplumlarda bilim ve felsefi düşünce nihayetinde dinî ortodoksi tarafından mutlaka baskılanmaya mahkûmdu. Dahası, Renan'ın bu saldırısı salt teolojik bir eleştiri değildi; dönemin Avrupa'sında hâkim olan kaba pozitivizm, Avrupa merkezcilik ve ırkçı-dilbilimsel teorilerin kusursuz bir tezahürüydü. Renan, Sami dillerinin (özellikle Arapçanın) felsefi ve soyut düşünce üretmeye ontolojik olarak elverişsiz olduğunu, bilimsel düşüncenin Ari ırka (Hint-Avrupa dil ailesine) mensup milletlerin tekelinde bulunduğunu savunacak kadar ileri gitmişti.
Ancak bu iddia, siyasi, ekonomik ve askerî açıdan halihazırda Batı emperyalizmi karşısında büyük bir çöküş yaşayan İslam dünyasında adeta bir entelektüel şok dalgası yaratmış ve bir buçuk asır sürecek devasa bir literatürün, hesaplaşmanın, reddiyelerin ve nihayetinde varoluşsal bir özeleştirinin fitilini ateşlemiştir. Tartışma, Journal des Débats gazetesinde yayımlanmasıyla birlikte uluslararası bir boyut kazanmış; başlangıçta Renan’ın tarihsel hatalarını düzeltmeye yönelik savunmacı ve reaktif bir refleksle başlamış olsa da, zamanla İslam bilim tarihinin kurumsal kökenlerine, bilginin İslamileştirilmesi projelerine, modern bilimin epistemolojik tarafsızlığının sorgulanmasına ve nihayetinde bilimin metafizik temellerinin yeniden inşasına kadar uzanan çok katmanlı bir felsefi serüvene dönüşmüştür.
Bu makale, 1883’ten günümüze kadar İslam filozoflarının, bilim tarihçilerinin ve çağdaş düşünürlerin Renan’ın iddialarına ve onun şahsında tecessüm eden modern bilimin epistemik tahakkümüne karşı geliştirdikleri onto-epistemolojik yanıtları tarihsel, sosyolojik ve felsefi bir derinlikle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Tartışmanın seyri; savunmacı-tarihsel reddiyelerden (Efgânî, Namık Kemal), uyumcu/apolojetik yaklaşımlara (Ferîd Vecdî); oradan epistemolojik eleştiriye (Fârûkî, Sardar), kurumsal-medeniyetçi tarih yazımına (Fuat Sezgin, George Saliba, Dimitri Gutas) ve en nihayetinde Seyyid Hüseyin Nasr, Alparslan Açıkgenç ve İbrahim Kalın gibi düşünürlerin temsil ettiği ontolojik/metafizik yeniden inşa sürecine uzanan bir süreklilik içinde incelenecektir.
2. İlk Karşılaşma: Siyasi Pragmatizm ve Tarihsel Reddiye Hareketleri (19. Yüzyıl Sonu)
Renan'ın Sorbonne'da dile getirdiği iddiaların ertesi günü basında yer almasının ardından, İslam dünyasının farklı köşelerinden ardı ardına, farklı tonlarda ancak benzer motivasyonlara sahip reddiyeler kaleme alınmıştır. Bu ilk kuşağın temel amacı, modern bilimin evrensel ve mutlak üstünlüğünü sorgulamak değil, Renan'ın bilimsel ve felsefi argümanlarındaki tarihsel yetersizlikleri kanıtlayarak, İslam'ın da bu evrensel medeniyet yürüyüşünün onurlu bir parçası olduğunu ispatlamaktı.
Cemaleddin Efgânî ve Siyasi-Pragmatik Savunma
Renan'a yönelik ilk, en hızlı ve diplomatik açıdan en yankı uyandıran cevap, o sırada siyasi sürgün olarak Paris'te bulunan ve İslam dünyasının anti-emperyalist uyanışının (İslamcılık/Pan-İslamizm) sembol isimlerinden olan Cemaleddin Efgânî'den gelmiştir. Efgânî, konferansın hemen ardından 3 Mayıs 1883'te Halil Ganem'in çıkardığı Arapça el-Basîr gazetesinde kısa bir değerlendirme yapmış, asıl kapsamlı ve felsefi cevabını ise Renan'ın metnini yayımlayan Journal des Débats gazetesinin 18 Mayıs 1883 tarihli sayısında Fransızca bir mektup olarak kaleme almıştır.
Efgânî'nin argümantasyonu iki temel eksene oturuyordu: Birincisi, İslam medeniyetinin ilk asırlarında matematik, astronomi, tıp ve felsefe gibi bilimlerin, bizzat Arap ve İslam kültürü havzasında olağanüstü bir gelişim gösterdiğini hatırlatarak "Arap/İslam dehasının" kısırlığı tezini tarihsel verilerle çürütmekti. İkincisi ise, din-bilim çatışmasının yalnızca İslam'a özgü, İslam'ın dogmatik doğasından kaynaklanan bir durum olmadığını, Hristiyanlık dâhil tüm dinlerin tarihsel süreçlerinde bilimsel özgür düşünceyle zaman zaman şiddetli gerilimler yaşadığını, ancak bu durumun dinin özünden ziyade dogmaların katılaştığı toplumsal gerileme dönemleriyle ilgili olduğunu savunmaktı. Efgânî, bir din olarak İslam'ın akla karşı olmadığını, ancak her dinin kendi kurumsallaşma sürecinde felsefeye şüpheyle yaklaştığını sosyolojik bir gerçeklik olarak kabul ediyordu.
Efgânî'nin yanıtı son derece diplomatik ve pragmatik bir dille yazılmıştı. O, modern bilimin 19. yüzyıldaki evrensel, nesnel ve seküler değerini tartışmasız bir doğru olarak kabul ediyor, Avrupa'nın bilimsel üstünlüğünü yadsımıyor, sadece İslam medeniyetinin de bu evrensel mirasa tarihsel olarak büyük katkılar sunduğunu kanıtlamaya çalışıyordu. Bu durum, Efgânî'nin cevabının epistemolojik bir devrimden ziyade, sömürgecilik kıskacındaki bir medeniyetin onur kırıcı bir ithama karşı ürettiği siyasi ve tarihsel bir itiraz niteliği taşıdığını göstermektedir.
Namık Kemal'in "Renan Müdafaanamesi" ve Küresel Yankılar
Benzer dönemde, Osmanlı aydını Namık Kemal, Midilli mutasarrıfı olarak sürgünde bulunduğu sırada, Renan'ın konferans metninin tercümelerine ulaşarak Renan Müdafaanamesi adlı kapsamlı reddiyesini kaleme almıştır (eser vefatından yirmi yıl sonra, 1908'de yayımlanabilmiştir). Namık Kemal'in eseri, Efgânî'nin makalesine kıyasla İslami referanslar açısından çok daha sistematik, hacimli ve polemik dozu yüksek bir çalışmadır. Namık Kemal, Endülüs, Bağdat, Semerkant ve Kahire'deki bilimsel mirasın dökümünü detaylıca yaparak Renan'ın tarih bilgisinin sığlığını, Avrupa merkezci kibrini ve tarihi seçmeci (cherry-picking) bir yaklaşımla okumasını sert bir dille eleştirmiştir.
Özellikle İslam'ın ilmi, araştırmayı, aklı kullanmayı (taakkul) teşvik eden Kur'an ayetleri ile "İlim Çin'de de olsa gidip alınız" gibi hadis-i şeriflerini delil olarak sunan Namık Kemal, bilimin İslam'a rağmen değil, bizzat İslam'ın yönlendirmesi, teşviki ve ontolojik emriyle geliştiğini vurgulamıştır. O, Renan'ın Arap ırkına ve İslam'ın yapısına yönelik aşağılayıcı iddialarını bizzat Avrupalı ve Fransız kaynakları kullanarak çürütmeye gayret etmiş, böylece Renan'ı kendi silahıyla vurmayı hedeflemiştir.
Bu dönemde Renan'ın iddialarına yönelik tepkiler Osmanlı ve Mısır ile sınırlı kalmamıştır. Rusya İmparatorluğu'ndaki Müslümanları temsilen Petersburg imamı ve gazeteci Ataullah Bayezidof Rusça bir reddiye kaleme alırken; Hindistan altkıtasından Seyyid Emir Ali, The Spirit of Islam (İslam'ın Ruhu) adlı eseriyle Renan'ın iddialarına karşı çıkarak, itirazın bölgesel değil, küresel bir İslami hassasiyet olduğunu kanıtlamıştır. Ancak bu "tarihî reddiye" kuşağının ortak bir teorik handikabı şuydu: Modern bilimin 19. yüzyıl Batı pozitivizmi tarafından tanımlanan epistemolojik üstünlüğünü, yansızlık iddiasını ve ilerlemeci (progressivist) tarih anlayışını olduğu gibi, sorgulamadan kabul ediyor; yalnızca Müslümanların da bu evrensel bilime uyumlu olduklarını kanıtlamaya çabalıyorlardı. Bu durum, farkında olmadan "savunmacı" (defensive) bir psikolojinin İslam düşüncesine kalıcı bir şekilde yerleşmesine zemin hazırlamıştır.
3. Uyumcu (Apolojetik) Söylem, Bilimsel Tefsirin Yükselişi ve Seküler İtirazlar
Yirminci yüzyılın başlarına gelindiğinde, Efgânî ve Namık Kemal'in tarihsel reddiyelerinin yerini, modern bilimsel bulguları İslami dogmalarla uzlaştırmaya çalışan apolojetik (savunmacı/uyumcu) bir söylem almıştır. Sömürgeciliğin derinleşmesi ve İslam dünyasının teknolojik acziyetinin ayyuka çıkmasıyla birlikte, Müslüman aydınlar bilim ile din arasında pürüzsüz bir uyum olduğunu gösterme ihtiyacını çok daha şiddetli hissetmişlerdir.
Ferîd Vecdî Çizgisi ve Bilimsel Tefsir (Tefsîr-i İlmî)
Bu söylemin en tipik temsilcilerinden biri Ferîd Vecdî ve onun el-İslâm fî Asri'l-İlm (İlim Çağında İslam) adlı eseridir. Vecdî ve onunla aynı entelektüel havzayı paylaşan Muhammed Abduh, Reşid Rıza gibi reformist (Selefî-modernist) düşünürler, "İslam bilime karşı değildir" şeklindeki tarihsel savunmayı radikal bir biçimde ileri taşıyarak, "Modern bilimin laboratuvarlarda ulaştığı kesin sonuçlar, bizzat İslam'ın hakikatlerini doğrulamaktadır" tezine ulaşmışlardır. Bu yaklaşım, bilimi yalnızca medeniyetler arası bir haysiyet meselesi olmaktan çıkarıp, Kur'an'ın mucizeviliğini (i'câzü'l-Kur'ân) modern çağda yeniden kanıtlayan en güçlü teolojik araca dönüştürmüştür.
Böylece Mısır merkezli olarak "Bilimsel Tefsir" (el-Tefsîru'l-İlmî) ekolü doğmuş, modern astronomi, embriyoloji, biyoloji ve fizik keşiflerinin Kur'an'da asırlar öncesinden kelime oyunları veya metaforlar aracılığıyla haber verildiği iddia edilmiştir. Bu yaklaşımın temel psikolojik motivasyonu, teknolojik ve askeri olarak Batı karşısında hezimete uğramış, aşağılık kompleksine sürüklenmiş İslam dünyası kitlelerine yitirdikleri özgüveni modern bir dille yeniden aşılamaktı. Yirminci yüzyılın ortalarında Fransız hekim Maurice Bucaille'ın kaleme aldığı La Bible, le Coran et la Science (Tevrat, İnciller, Kur'an ve Bilim) adlı eserin İslam dünyasında yarattığı muazzam heyecan ve yankı, bu apolojetik damarın kitleler nezdinde ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunu göstermektedir.
Pseudoscience (Sahte Bilim) Eleştirisi: Taner Edis ve Pervez Hoodbhoy
Ne var ki, bilim ile Kur'an arasında doğrudan bir paralellik kurma çabası, modern dönemde hem felsefi hem de bilimsel açıdan ağır eleştirilere maruz kalmıştır. Fizikçi ve bilim felsefecisi Taner Edis, An Illusion of Harmony: Science and Religion in Islam (Bir Uyum Yanılsaması: İslam'da Bilim ve Din) adlı eserinde, İslam ile modern bilim arasında kurulmaya çalışılan bu uyum anlatısına şiddetle itiraz eder. Edis'e göre, klasik İslam düşüncesinin ontolojik ve epistemolojik temelleri, deneye, nicelleştirmeye ve öngörüye (prediction) dayalı modern bilimsel kültürü barındırabilecek bir esnekliğe sahip değildi. Edis, Müslümanların "Bucaillism" (Bucaille'cılık) olarak adlandırdığı bilim-Kur'an eşleştirmesi çabalarını ve özellikle Müslüman dünyasında hızla yükselen yaratılışçılık (creationism) hareketlerini, rasyonel bir bilim felsefesi üretmek yerine popüler bir sahte bilime (pseudoscience) kapı aralamakla eleştirmektedir.
Benzer şekilde, Pakistanlı nükleer fizikçi Pervez Hoodbhoy da Islam and Science: Religious Orthodoxy and the Battle for Rationality adlı ses getiren eserinde, İslam dünyasının bilimsel geriliğini dinî ortodoksinin bazı anti-rasyonel eğilimleriyle ilişkilendirirken, apolojetik yaklaşımların tehlikesine dikkat çeker. Hoodbhoy'a göre, modern bilimin doğası gereği değişken, yanlışlanabilir (falsifiable) ve geçici olan teorilerini, Kur'an'ın ebedi ve değişmez ayetleriyle eşleştirmeye çalışmak teolojik olarak büyük bir risktir; zira bilimsel bir teori çürüdüğünde, o teoriye bağlanan ayetin de güvenirliği sarsılacaktır.
Ferîd Vecdî ve Bucaille çizgisinin en büyük felsefi açmazı, ontolojik hiyerarşiyi tersine çevirmesiydi. Hakikatin mihenk taşı olarak İslami varlık tasavvurunu merkeze almak yerine, Batı'da üretilmiş modern bilimsel paradigmayı mutlak hakikat olarak merkeze almış ve ilahi vahyi seküler bilimin onayına muhtaç hale getirmiştir. Bu durum, İslam bilim felsefesi tartışmalarının, sorunu tam anlamıyla kavrayamadan Batılı epistemolojinin sınırları ve tahakkümü içinde hapsolması anlamına geliyordu. Tartışmanın bu kısırdöngüden çıkması için yarım asır daha beklemesi gerekecekti.
4. Epistemolojik Kırılma ve Bilginin İslamileştirilmesi: Fârûkî ve Sardar
1970'lere gelindiğinde, Batı'da Thomas Kuhn, Paul Feyerabend ve Karl Popper gibi bilim felsefecilerinin; pozitivist, mutlak nesnel, kültürden ve inançtan bağımsız "tarafsız bilim" (value-free science) mitini derinden sarsması, İslam dünyasındaki düşünürler için de yepyeni bir felsefi ufuk açtı. Artık temel soru, "İslam bilime uygun mudur?" veya "Kur'an'da karadeliklerden bahsediliyor mu?" sığlığından çıkmış; "Modern bilim gerçekten nötr, evrensel ve tek geçerli bilgi biçimi midir?" şeklindeki radikal bir epistemolojik sorgulamaya evrilmiştir. Tartışmanın bu metodolojik zemine taşınması, Efgânî ve Vecdî'den sonraki en büyük teorik kırılmadır.
İsmail Raci el-Fârûkî ve Tevhidî Bilgi Paradigması
Bu dönemde öne çıkan en kurumsal ve sistematik proje, İsmail Raci el-Fârûkî'nin öncülüğünü yaptığı ve Uluslararası İslam Düşüncesi Enstitüsü (IIIT) çatısı altında kurumsallaşan "Bilginin İslamileştirilmesi" (Islamization of Knowledge) hareketidir. Fârûkî, modern çağda Müslümanların yaşadığı krizi yalnızca siyasi, askerî veya ekonomik bir kriz olarak değil, çok daha derin bir "ümmetin zihinsel bunalımı" (malaise of the ummah) ve bir eğitim-epistemoloji krizi olarak tanımlamıştır. Ona göre modern Batı bilimi ve sosyal bilimleri, Hristiyan Avrupa'nın kendi tarihsel deneyimleri, Kilise ile yaşanan çatışmaları, sekülerleşme süreçleri ve nihayetinde materyalist bir ontolojisi içinde şekillenmiş belirli bir bilgi üretme biçimiydi; dolayısıyla asla nötr değildi. Müslüman kitlelerin, Batı üniversitelerinde üretilen bu bilgiyi hiçbir epistemolojik süzgeçten geçirmeden içselleştirmesi, İslami dünya görüşünün zihinlerde yavaş yavaş silinmesine yol açıyordu.
Fârûkî, 1982 tarihli Islamization of Knowledge: General Principles and Work Plan adlı manifestosunda, bilginin yeniden inşası için Gazâlî'den devraldığı "Tevhid" ilkesini ontolojik merkeze yerleştirmiştir. Fârûkî'ye göre Tevhid; yalnızca Allah'ın birliği şeklindeki teolojik bir dogma değil, aynı zamanda yaratılışın birliği, hakikatin birliği, bilginin birliği ve insan hayatının birliği anlamına gelmektedir. Fârûkî'nin çalışma planı, modern disiplinlere hâkim olmayı, İslami mirası (heritage) yeniden değerlendirmeyi ve sosyolojiden iktisada, fizikten antropolojiye kadar tüm modern disiplinlerin bu tevhidî paradigma ışığında epistemolojik olarak yeniden yapılandırılmasını öngörüyordu. Bilim, yaratıcının iradesinden bağımsız bir olgular yığını olmaktan çıkarılıp, ilahi iradeye hizmet eden bir araca dönüştürülmeliydi.
Ziyaüddin Sardar ve İcmâlîler: "Evrensellik" İddiasına Radikal Eleştiri
Fârûkî'nin bilginin İslamileştirilmesi projesine içeriden ve çağdaşlarından gelen en güçlü, felsefi açıdan en sarsıcı eleştiri, Ziyaüddin Sardar, Zeki Kirmani, M. Ahmed Anees ve Mervyn Hiskett gibi düşünürlerin oluşturduğu İcmâlîler (Ijmalis) grubundan gelmiştir. Sardar, Fârûkî'nin projesini çok katı, sadece metinlere (Kur'an ve Sünnet'e) dayalı, entelektüel hayal gücünden yoksun ve sonuçları itibarıyla "yararsız" olmakla eleştirmiştir. İcmâlîlere göre, Fârûkî'nin temel yanılgısı, Batılı disiplinlerin varlığını ve meşruiyetini olduğu gibi kabul edip, onların üzerine sadece İslami bir "etik cila" veya ayetler serpiştirmeye çalışmasıydı.
Sardar'a göre asıl sorun, Batı biliminin kendisini "evrensel" (universal) olarak dayatmasıydı. Bilim, hiçbir zaman değerden bağımsız (value-free) değildir; bilgiyi toplayan, tasnif eden ve kullanan her zaman bir değerler sistemidir. Kapitalist yapıların servet birikimi için geliştirdiği çağdaş ekonomiyi veya Batı'nın materyalist dünya görüşüne göre şekillenmiş biyoloji ve sosyolojiyi sadece birkaç hadis ekleyerek İslamileştiremezsiniz. Farklı medeniyetler, farklı önceliklere, farklı tabiat tasavvurlarına ve dolayısıyla farklı bilimsel metodolojilere sahiptir. İslami bilim; doğaya tahakküm etmeyi ve onu sömürmeyi değil onunla uyum içinde yaşamayı hedefleyen, bilgiyi metalaştırmayan (not a commodity), toplumun pratik sorunlarına (su yönetimi, mimari, tarım) çözüm üreten yepyeni bir epistemolojik paradigma inşa etmelidir.
Sardar'ın "bilimin evrenselliği" mitine yönelttiği bu eleştiri, modern bilimin epistemik tahakkümünü kırmak adına son derece önemli bir dekolonizasyon adımıydı. Ancak bu yaklaşım, "Farklı kültürlere ait farklı fizik kuralları mı olacak? İslami fizik ile Batılı fizik ayrımı rasyonel midir?" şeklindeki göreceli (relativist) eleştirilere açık kapı bıraktığı için İslam dünyasında sert tartışmalara neden olmuştur. Yine de mesele, "İslam bilime karşı mıdır?" sığlığından kurtulup "Hangi bilim? Hangi ontoloji? Hangi medeniyet?" derinliğine ulaşmıştı.
5. Historiografik Devrim: Kurumlar, Çeviri Hareketleri ve Bilimsel Üretimin Doğası
Epistemolojik tartışmalar teorik düzlemde devam ederken, 20. yüzyılın ikinci yarısında tarihçiler, bilim tarihçileri ve sosyologlar Renan'ın "İslam'ın bilimi engellediği" tezini ampirik verilerle, kurumsal analizlerle ve gün yüzüne çıkarılan binlerce el yazmasıyla kesin bir biçimde çökerttiler. Efgânî ve Namık Kemal döneminde yeterli birincil kaynağa ulaşılamadığı için romantik ve yüzeysel kalan tarihsel savunma; Fuat Sezgin, Dimitri Gutas, George Saliba, Ahmad Dallal ve Toby Huff gibi akademisyenlerin titiz çalışmalarıyla muazzam bir bilimsel derinlik kazandı.
Fuat Sezgin ve Bilimler Tarihinin Sürekliliği
Prof. Dr. Fuat Sezgin'in Geschichte des arabischen Schrifttums (Arap-İslam Bilimleri Tarihi - GAS) adlı devasa külliyatı, Renan'ın tezini normatif değil, tamamen ampirik düzeyde yıkan en önemli ve anıtsal çalışmadır. Renan, Müslüman bilim insanlarını yalnızca Yunan mirasının pasif çevirmenleri, Yunan güneşinin zayıf birer yansıması olarak görürken; Sezgin, dünyanın dört bir yanındaki kütüphanelerden topladığı el yazmaları, astronomik aletlerin rekonstrüksiyonları, haritalar ve orijinal metinler üzerinden Müslümanların matematiğe, astronomiye, kimyaya, coğrafya ve tıp bilimine yaptıkları kurucu ve özgün katkıları tartışmasız bir biçimde kanıtlamıştır.
Sezgin'e göre İslam medeniyetindeki bilimsel faaliyet, Yunan'dan devralınan mirasın sadece aktarılması değil, o mirasın düzeltilmesi, yeni bilim dallarının (cebir, trigonometri) icat edilmesi ve evrensel bilim tarihinin asli bir parçası haline getirilmesidir. Sezgin, Renan'ın "din ile bilimin sürekli çatıştığı" varsayımını da yıkarak; medreselerin, vakıfların ve rasathanelerin İslam toplumlarında çatışma alanları değil, bilakis devlet ve din adamlarının desteğiyle kurulan devasa bilgi üretim merkezleri olduğunu göstermiştir.
Dimitri Gutas: Abbasi Çeviri Hareketinin Sosyopolitik Anatomisi
Renan'ın en büyük kavramsal hatalarından biri, 8. ve 10. yüzyıllar arasındaki Bağdat merkezli çeviri hareketini, sadece birkaç aydının bireysel entelektüel merakına indirgemesi ve bu süreci Arap/İslam kültürünün doğal yapısına tamamen yabancı bir "mucize" olarak görmesiydi. Yale Üniversitesi'nden Dimitri Gutas, Greek Thought, Arabic Culture (Yunanca Düşünce, Arapça Kültür) adlı ufuk açıcı çalışmasında bu efsaneyi yerle bir etmiştir.
Gutas'a göre erken Abbasi dönemindeki Greko-Arap tercüme hareketi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sosyal, politik ve kültürel olguydu; Halife el-Mansûr, el-Mehdî ve el-Me'mûn gibi Abbasi halifelerinin, bürokrasinin, askeri elitlerin ve hatta tüccarların aktif olarak desteklediği, muazzam bütçelerin ayrıldığı kurumsal bir imparatorluk projesiydi. Bu hareketin ardında, Sasani İmparatorluğu'nun ideolojik mirasının (Zerdüştçü evrensel bilgi ideolojisinin) Abbasiler tarafından devralınması ve "Bayt al-Hikma"nın (Bilgelik Evi) aslında Sasani modeline dayanan bir kütüphane ve idari büro olarak işlev görmesi yatmaktaydı. Gutas, çevirilerin sadece soyut felsefe aşkıyla değil; imparatorluğun idari ihtiyaçları, tarımsal ve tıbbi gereksinimleri, astrolojinin (siyasi öngörüler için) hayati önemi ve Müslümanların Hristiyan teologlarla yaptıkları kelam tartışmalarında diyalektik silahlara (örneğin Nesturi Patriği I. Timothy'den çevrilmesi istenen Aristoteles'in Topika eseri gibi) ihtiyaç duymaları nedeniyle yapıldığını ampirik olarak kanıtlar. Gutas'ın analizi, bilimin dışarıdan İslam'a ithal edilen yabancı bir ur değil, bizzat İslam medeniyetinin siyasi ve pratik dinamikleriyle içselleştirilmiş bir medeniyet inşası olduğunu ortaya koymuştur.
George Saliba ve "Altın Çağ" Efsanesinin Yıkılışı
Batı historiografisinde ve oryantalist literatürde (Renan'ın da dayandığı) uzun süre kabul gören diğer bir efsane, "Gazzâlî'nin felsefeye saldırısından sonra İslam dünyasında bilimin çöktüğü ve Altın Çağ'ın 11. yüzyılda sona erdiği" teziydi. George Saliba, A History of Arabic Astronomy: Planetary Theories During the Golden Age of Islam adlı eseriyle bu anlatıyı kökünden sarsmıştır.
Saliba, İbn eş-Şâtır, Nasîrüddin et-Tûsî, Kutbüddin eş-Şîrâzî, Ali Kuşçu ve Şemseddin el-Hafri gibi astronomların orijinal çalışmalarını inceleyerek, İslam biliminin (özellikle astronomi ve matematiğin) asıl "Altın Çağı"nın 11. ile 15. yüzyıllar arasında yaşandığını, yani Gazzâlî'den yüzyıllar sonra zirveye ulaştığını kesin olarak kanıtlamıştır. Merâga ve Semerkant gibi kurumsal olarak özerk, vakıflar tarafından finanse edilen devasa rasathanelerde üretilen gezegen modelleri (Tûsî Çifti gibi matematiksel yenilikler), Batlamyus astronomisinin içsel çelişkilerini felsefi ve matematiksel olarak aşmış, Güneş merkezli evren modeline ve Rönesans'ta Kopernik devrimine giden yolu doğrudan açmıştır. Saliba'nın gösterdiği gibi, Maragha Rasathanesi, kurucusu (Hülagü veya Tusi) öldükten sonra bile finansal özerkliği (vakıf gelirleri) sayesinde elli yıldan fazla yaşamış, İslam dünyasının her yerinden yetenekli bilim insanlarını kendine çekmiştir.
Ahmad Dallal ve Toby Huff'ın çalışmaları da benzer şekilde, bilimsel faaliyetin hukuk, vakıf sistemi, eğitim kurumları (medreseler) ve toplumsal yapılarla nasıl entegre olduğunu göstermiştir. Bilim; kıble tayini, ibadet vakitlerinin hesaplanması, miras hukuku gibi doğrudan dinî ihtiyaçlar (folk astronomy) etrafında da şekillenmiştir. Tüm bu historiografik devrim, "İslam bilime karşı mıdır?" şeklindeki sığ tartışmayı tamamen bitirmiş, soruyu çok daha derin bir felsefi alana yönlendirmiştir: "Müslümanlar bu kadar köklü bir bilim ürettiklerine göre, ürettikleri bu bilimi 'İslamî' kılan dünya görüşü ve ontolojik zemin neydi?"
6. Ontolojik Temellendirme ve İslami Bilim Felsefesinin Yeniden İnşası
1990'lı yıllardan itibaren mesele, epistemolojik eleştirinin ve tarihsel ispatın ötesine geçerek ontolojik bir felsefe inşasına dönüşmüştür. Bu sürecin mimarları arasında Alparslan Açıkgenç, Osman Bakar, Muzaffar Iqbal, Azizan Baharuddin ve Mehdi Golshani gibi düşünürler yer almaktadır. Bu düşünürlerin ortak tezi şudur: Renan'ın hatası, İslam medeniyetini modern pozitivist bilimin dar, seküler ve materyalist kalıplarıyla yargılamasıdır. Oysa İslam medeniyetinde ilim; ontoloji (varlık), epistemoloji (bilgi), ahlak ve hikmet bütünlüğünden ayrılamaz.
Alparslan Açıkgenç ve "Dünya Görüşü" Kavramı
Alparslan Açıkgenç, 1996'da ISTAC bünyesinde yayımlanan Islamic Science: Towards a Definition adlı eserinde bilimsel faaliyeti, Kartezyen ve pozitivistlerin iddia ettiği gibi mutlak, izole ve evrensel bir süreç olmaktan çıkarır. Ona göre hiçbir insani faaliyet, araştırmacının içinde bulunduğu fiziksel-sosyal çevreden, kültürden ve en önemlisi "dünya görüşünden" (worldview) bağımsız olamaz. Açıkgenç, pozitivistlerin bilimi mutlaklaştırma hatasına düştüğünü; oysa bilimin temelde insan faaliyetlerine dayanan, tarihsel bir olgu olduğunu savunur.
Açıkgenç, İslami bilim felsefesini üç aşamalı bir yapı üzerine kurar: 1) Toplumun zihniyetini şekillendiren İslami dünya görüşü, 2) Bu dünya görüşünün doğurduğu bilimsel kavramsal şema (scientific conceptual scheme) ve 3) Her bir bilimin kendine özgü terminolojisi. Dolayısıyla bilim, nötr bir olgular yığını değil, belirli bir dünya görüşünün tabiatı, varlığı ve bilgiyi nasıl anlamlandırdığının kurumsal bir yansımasıdır. İslami bilim, basitçe "Müslümanların tesadüfen yaptığı bilim" değildir; Tevhid akidesinin şekillendirdiği bir kavramsal çerçeve içinde, kâinatı birbiriyle ilişkili, anlamlı ve gaye (teleoloji) sahibi bir bütün olarak ele alan bilimsel faaliyettir.
Osman Bakar, Muzaffar Iqbal ve Mehdi Golshani
Osman Bakar, Tawhid and Science adlı eserinde Tevhid ilkesi ile bilimin ayrılmazlığını savunur. Klasik İslam biliminde tabiat, kör tesadüflerin ve mekanik yasaların işlediği cansız bir kütle değil, Allah'ın ayetleri (işaretleri ve sembolleri) olarak okunması gereken kutsal bir kozmik metindir. Muzaffar Iqbal ise The Making of Islamic Science adlı eserinde klasik İslam bilim geleneğinin doğrudan Kur'ani kozmos anlayışıyla organik bir ilişki içinde olduğunu, bilginin birliği (Tevhid) ilkesine dayandığını vurgular. Iqbal, modern bilim ile İslam arasında suni bir uyum arayan apolojetik yaklaşımları eleştirir; zira İslam medeniyetinin 8. ve 16. yüzyıllar arasında ürettiği bilimin doğası ile sömürgecilik döneminde ithal edilen modern bilimin doğası birbirinden tamamen farklıdır. Modern bilim tabiatı kendinden menkul, Yaratıcısından koparılmış bir alan olarak incelerken, İslam bilimi tabiatı ilahi iradenin bir tecellisi olarak görür.
Mehdi Golshani de bu hatta durarak, modern fiziğin aslında cevaplamakta yetersiz kaldığı ontolojik sorular (Evren neden var? Doğa yasaları neden tutarlı? Matematik neden fiziksel evreni bu kadar kusursuzca açıklıyor? Nedensellik yalnızca fiziksel düzenlilikten mi ibarettir?) üzerinden, bilimin ancak teistik bir metafizik çerçeve içinde nihai anlamını bulabileceğini savunur. Golshani, modern bilimin verilerini reddetmeyen ancak onları İslami kozmoloji içinde "uyumlaştıran" (harmonizer) yeni nesil düşünürlerin öncülerindendir.
7. Metafizik İnşa ve "Kutsal Bilim" (Sacred Science) Savunusu: Seyyid Hüseyin Nasr
Renan'ın "İslam bilime aykırıdır" tezine verilecek en derin felsefi yanıt, meselenin kökenini epistemolojiden alıp metafiziğe (ontolojiye) taşıyan ve gelenekselci ekolün en büyük temsilcisi olan Seyyid Hüseyin Nasr'dan gelmiştir. Nasr'a göre asıl kriz İslam'ın değil, modern seküler bilimin ve "bilimciliğin" (scientism) bizzat kendisinin krizidir.
Nasr, Religion and the Order of Nature (Din ve Tabiatın Düzeni), Knowledge and the Sacred (Bilgi ve Kutsal) ve The Need for a Sacred Science gibi kült eserlerinde, modern bilimin 17. yüzyıl Bilimsel Devrimi ile birlikte tabiatı nasıl "kutsalsızlaştırdığını" (desacralization) ve onu yalnızca niceliksel (quantitative) bir madde yığınına indirgediğini çarpıcı bir dille anlatır. Descartes'ın zihin-beden düalizmi, bileni bilinenden kesin çizgilerle ayırmış; Newton'un mekanik evren modeli ise tabiatı manevi anlamından, formundan ve ilahi gayesinden (telos) yoksun bırakmıştır.
Nasr, Gelenekselci ekolün (Rene Guenon, Frithjof Schuon) ve tasavvufun kavramlarını kullanarak, evrendeki her şeyin sembolik olduğunu ve kendisini aşan aşkın bir Hakikate (Ultimate Reality) işaret ettiğini savunur. Din, sadece ahlaki bir kod değil, aynı zamanda varlığın doğasına dair ontolojik bir açıklamadır. Modern bilimin en büyük felsefi yanılgısı, kullandığı ölçülebilir ve niceliksel yöntemin yanlışlığı değil; bu kısıtlı yöntemin elde ettiği sonuçları "varlığın tamamı" ve "yegâne gerçeklik" olarak sunması, yani yöntemi indirgemeci bir metafiziğe dönüştürmesidir. Modern bilim tabiatın sadece "niceliksel yüzünü" (quantitative face) görürken, onun Hakk'a bakan "ruhani yüzünü" (spiritual face) tamamen körleştirmiştir.
Kutsal Bilim (Sacred Science) ve Ekolojik Krizin Çözümü
Nasr'ın "Kutsal Bilim" önerisi, Batılı bilimin ürettiği teknolojik veya pratik sonuçları toptan reddetmek anlamına gelmez; onu evrenin İlahi kaynağıyla ilişkisini koparmayan "Geleneksel" (Perennial/Traditional) kozmolojik hiyerarşi içine, yani asıl yuvasına yeniden yerleştirmeyi hedefler. Bilgi, yalnızca beynin rasyonel veya ampirik bir dışsal analizi (reason) değil, akl-ı küll'e (Evrensel Akıl / Intellect) dayalı manevi bir aydınlanma sürecidir. Nasr'a göre, geleneksel bir medeniyette gelenek (tradition), Kutsal'ın (the Sacred) zaman içindeki kesintisiz aktarımıdır; sanat, mimari, bilim ve sosyal düzen bu Kutsal'ın bir yansımasıdır.
Nasr, günümüzdeki ekolojik felaketlerin, nükleer krizlerin ve insanın manevi yabancılaşmasının (alienation), doğrudan doğruya tabiatı tahakküm edilecek cansız bir nesne olarak gören, salt güç (power) ve sömürü peşinde koşan bu seküler bilim paradigmasının kaçınılmaz sonucu olduğunu yıllar öncesinden haber vermiştir. Çözüm, tabiatı yeniden Kutsal'ın bir tecellisi olarak gören, "hikmet" ile "bilimi" birleştiren bir "Kutsal Bilim" anlayışının ihyasından geçmektedir. Bu yaklaşım, Renan'ın sorusunu kelimenin tam anlamıyla tersyüz eder: İslam modern bilimin gerisinde kalmamıştır; bilakis modern bilim, ontolojik körlüğü nedeniyle İslam'ın sahip olduğu külli (bütüncül) ve kutsal hakikat tasavvurunun çok gerisine düşmüştür.
8. Çağdaş Bir Sentez Arayışı: İbrahim Kalın, Bilimcilik Eleştirisi ve Hikmetin Yeniden Keşfi
İslam dünyasındaki 150 yıllık entelektüel çalkantı, Efgânî'nin pragmatizminden Nasr'ın gelenekselciliğine uzanan geniş yelpazede damıtılarak, bugün gelinen noktada İbrahim Kalın gibi düşünürlerin şahsında yeni ve ayakları yere basan bir felsefi sentez arayışına girmiştir. Kalın, İslam, Aydınlanma Ve Gelecek, Açık Ufuk ve Ben, Öteki ve Ötesi gibi çalışmalarında, modern bilimin pratik imkânları ile İslam'ın metafizik iddialarını "Hikmet" kavramı etrafında birleştirir.
Kalın'ın düşüncesinde en kritik teorik ayrım, "Bilim" ile "Bilimcilik" (Scientism) arasına koyduğu kesin mesafedir. Bilim, tabiatı incelemenin güvenilir, rasyonel fakat ontolojik olarak sınırları olan bir yoludur. Bilimcilik ise, sadece laboratuvarda ölçülebilen ve duyularla deneyimlenebilen şeylerin gerçek olduğunu iddia eden, bilimi dinin ve felsefenin yerine ikame eden dogmatik, totaliter ve materyalist bir metafizik ideolojidir. Örneğin, Bertrand Russell ve John Searle gibi düşünürlerin temsil ettiği fizikalist dünya görüşü ("Evrende fiziksel parçacıklardan başka bir şey yoktur" iddiası) bilimsel bir tespit değil, bizzat felsefi bir önkabuldür.
Bu noktada çağdaş bilim felsefesinden devralınan "Keşif Bağlamı" (Context of Discovery) ile "Gerekçelendirme Bağlamı" (Context of Justification) ayrımı hayati bir önem taşır. Laboratuvardaki bir keşif, atom altı parçacıkların hareketi, yerçekimi ivmesi veya hücresel bir yapı evrensel bir keşiftir (Keşif bağlamı); İbnü'l-Heysem de, Newton da, Planck da aynı fiziksel evrenin sırlarını keşfetmişlerdir. Ancak bu olguların insan hayatındaki anlamı, varlık tasavvurundaki yeri ve evrenin kökenine dair sunduğu nihai yorum (Gerekçelendirme bağlamı), tamamen bilim insanının içinde bulunduğu dünya görüşüne, ontolojisine ve metafiziğine tabidir.
İslam düşüncesi, evreni anlama konusunda tekdüze (monolitik) bir yapıya sahip değildir. İbn Sînâ'nın sudûr teorisi, Gazzâlî'nin Eş'arî kelâmı, Fahreddin Râzî'nin eleştirel analizi ve İbn Arabî'nin vahdet-i vücûd ontolojisi farklı evren modelleri geliştirmiştir; ancak tüm bu felsefi çoğulculuk, tevhid ve hikmet şemsiyesi altında organik bir bütünlük sergiler. İhsan Fazlıoğlu'nun da işaret ettiği gibi, İslam düşüncesinde bilgi (epistemoloji), varlık tasavvurundan (ontoloji) asla bağımsız değildir; insan aklı ve kognisyonu, varlık hiyerarşisinin anlamlı bir parçası olarak çalışır.
Geleceğin yeni bilim vizyonu; ne geçmişe dönük romantik bir ağıt yakmak, ne de Batılı seküler bilimciliğe koşulsuz teslim olmaktır. İhtiyaç duyulan şey, modern bilimin katı ampirik yöntemlerini reddetmeyen, ancak bu bilgiyi ontolojik bir hiyerarşi içinde hikmet, ahlak ve vicdan eksenine yerleştiren bir "Hakikat Usûlü"nün inşa edilmesidir.
9. Sonuç: Hakikat Usûlü ve Vicdan Medeniyeti Perspektifinden Geleceğe Bakış
Ernest Renan'ın 29 Mart 1883'te Sorbonne'da attığı "İslam bilime engeldir" iftirası, ilk bakışta sömürgecilik kıskancındaki İslam medeniyetine yönelik ağır bir travma yaratmış gibi görünse de, uzun vadede İslam felsefesi, bilim tarihi ve epistemoloji araştırmaları için muazzam bir katalizör işlevi görmüştür. Başlangıçta Cemaleddin Efgânî ve Namık Kemal ile savunmacı, gurur kurtarıcı bir refleksle başlayan bu serüven, Ferîd Vecdî ile tehlikeli ve kısırdöngülü bir apolojetik (Bucaillism) sulara sapmış; ancak 1970'lerle birlikte İsmail Raci el-Fârûkî ve Ziyaüddin Sardar ile evrensellik mitini yıkan epistemolojik prangalarından kurtulmayı başarmıştır.
Fuat Sezgin, George Saliba ve Dimitri Gutas gibi bilim insanları, Renan'ın Batı merkezci ve kibirli tarih okumasını devasa arşiv belgeleri, kurumsal analizler ve kusursuz ampirik kanıtlarla tarihin çöplüğüne göndermişlerdir. Nihayetinde Seyyid Hüseyin Nasr, Alparslan Açıkgenç, Muzaffar Iqbal ve İbrahim Kalın gibi filozoflar, tartışmayı "savunma" bataklığından çıkarıp ontoloji ve metafizik zirvesine taşıyarak asıl sorunu teşhis etmişlerdir: Modern bilimin temel sorunu, bilmesi değil; bildiği kısıtlı, niceliksel ve maddi gerçekliği varlığın bütünü sanmasıdır.
Hakikat Usûlü, modern bilimin parçalı doğrularını yadsımaz; aksine onları varlığın bütününe dair kuşatıcı bir hikmet nazarıyla yeniden anlamlandırır. İnsan, varlığın dışından ona küstahça bakan tarafsız ve mekanik bir Tanrısal özne değil, varlığın ve varoluşun ta kendisinin, o büyük kozmik düzenin bir parçasıdır. Bu bağlamda, teknolojinin kontrolsüz bir güce, algoritmaların insanı yutan yeni Leviathanlara, bilimin ise doğayı sömüren ve ekolojik krizler yaratan bir silaha dönüştüğü modern çağda, İslam'ın seslendirdiği "Vicdan Medeniyeti" tezi insanlık için bir can simidi niteliğindedir.
Vicdan Medeniyeti; bilimi tevhid ile, keşfi ahlak ile, aklı (reason) ise hikmet, Kutsal ve ontoloji (intellect) ile yeniden bütünleştirme çağrısıdır. Bu yönüyle İslam, Renan'ın iddia ettiği gibi modern uygarlığın önündeki bir engel değil; bilakis, seküler modernitenin kendi ürettiği ontolojik krizlerden, ekolojik yıkımlardan ve ahlaki buhranlardan çıkış için insanlığın bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu yegâne metafizik ve vicdani pusuladır.
Alıntılanan çalışmalar
1. ERNEST RENAN'S RACE PROBLEM The Historical Journal, https://www.cambridge.org/core/journals/historical-journal/article/ernest-renans-race-problem/D461E10F2047C4C5F5284C2AC567EB89
2. Çend nêrîn û nirxandin li ser Konferansa 'Îslamîyet û Zanist'ê a, https://www.gazeteduvar.com.tr/cend-nerin-u-nirxandin-li-ser-konferansa-islamiyet-u-zaniste-a-ernest-renan-haber-1580865
3. Renan Konferansı ve Nâmık Kemal'in Müdâfaanâme'sinin, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2016390
4. Category:Jamal-al-din al-Afghani - Wikimedia Commons, https://commons.wikimedia.org/wiki/Category:Jamal-al-din_al-Afghani?uselang=eo
5. “Ne Tasannu' Bilir, Çünkü Ne Sanatkâr”: Bir Mehmet Akif Yazısı, https://www.fikirtepemedya.com/felsefe/ne-tasannu-bilir-cunku-ne-sanatkar-bir-mehmet-akif-yazisi/
6. İSLÂMCILIK - TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/islamcilik
7. Chapitre VI. Le métier d'écrivain - Presses de l'Ifpo, https://books.openedition.org/ifpo/5473
8. T.C. TANZİMAT'TAN II. MEŞRUTİYET'E “MEDENİYET” ANLAYIŞININ, https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/4E/T0052600.pdf
9. La curieuse lettre d'Al Afghani à Ernest Renan - Mizane Info, https://www.mizane.info/la-curieuse-lettre-dal-afghani-a-ernest-renan/
10. BİR SİYASİ MEKTUBUN YORUMSAL TARİHİ, http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/01/bir-siyasi-mektubun-yorumsal-tarihi.html
11. TDV DİA - İslam Ansiklopedisi, https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/28/C28009111.pdf
12. Namık Kemal'in Ernest Renan'la hesaplaşması - Independent Türkçe, https://www.indyturk.com/node/770167/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/nam%C4%B1k-kemal%E2%80%99-ernest-renan%E2%80%99la-hesapla%C5%9Fmas%C4%B1
13. An Illusion of Harmony: Science and Religion in Islam - Taner Edis, https://edis.sites.truman.edu/an-illusion-of-harmony/
14. An Illusion of Harmony: Science and Religion in Islam - ResearchGate, https://www.researchgate.net/publication/276143745_An_Illusion_of_Harmony_Science_and_Religion_in_Islam
15. THE “SCIENTIFIC MIRACLE OF THE QUR'ĀN,” PSEUDOSCIENCE, https://www.zygonjournal.org/article/id/14373/
16. SCIENTIFIC MIRACLE OF THE QUR’, https://www.zygonjournal.org/article/14373/galley/29123/download/
17. ISLAM AND SCIENCE: THE NEXT PHASE OF DEBATES | Zygon, https://www.zygonjournal.org/article/id/14283/
18. Islamization of science: Ziauddin sardar's critique of the universality, https://www.researchgate.net/publication/380228253_Islamization_of_science_Ziauddin_sardar's_critique_of_the_universality_of_science
19. AL-FARUQI'S ISLAMIZATION OF SCIENCE IN SARDAR'S, https://journal.ugm.ac.id/wisdom/article/download/94360/41406
20. Islamization of Science in Raji Al-Faruqi's Thought, between The, https://jurnalfuad.org/ishlah/article/view/225/135
21. Can Al-Faruqi's Islamization Deals with Islamic Economics, https://pdfs.semanticscholar.org/f000/5525aa7bcb03065914600d5661e3774c745f.pdf
22. Islamization of Knowledge: Reflections on Priorities, https://www.ajis.org/index.php/ajiss/article/download/335/2183/4912
23. Ziauddin Sardar's Epistemological Critique of Modern Knowledge, https://jurnalnu.com/index.php/as/article/download/664/260
24. a critical comparative study of al-Attas and al-Faruq, https://journal.uir.ac.id/index.php/althariqah/article/download/27665/9687
25. The Islamization of Mathematics: A Philosophical and Pedagogical, https://www.preprints.org/manuscript/202506.2451
26. Islamization of science: Ziauddin Sardar's critique of the universality, https://journal-iasssf.com/index.php/IJROMS/article/download/291/429
27. ISSUES AND AGENDAS OF ISLAM AND SCIENCE | Zygon, https://www.zygonjournal.org/article/id/13956/
28. Greek Thought, Arabic Culture: The Graeco-Arabic Translation, https://www.goodreads.com/tr/book/show/546008.Greek_Thought_Arabic_Culture
29. [PDF] Greek Thought, Arabic Culture by Dimitri Gutas - Perlego, https://www.perlego.com/book/1626479/greek-thought-arabic-culture-the-graecoarabic-translation-movement-in-baghdad-and-early-abbasaid-society-2nd4th5th10th-c-pdf
30. Chapter 31 Dimitri Gutas Greek Thought, Arabic Culture (1998) in, https://brill.com/display/book/9789004441774/BP000032.xml
31. Greek Thought, Arabic Culture: The Graeco‐Arabic Translation, https://www.cambridge.org/core/journals/iranian-studies/article/greek-thought-arabic-culture-the-graecoarabic-translation-movement-in-baghdad-and-early-abbasid-society-2nd4th8th10th-centuries-by-dimitri-gutas-london-and-new-york-routledge-1998/E1FF677E36E8CE7C7D4086A445496F1B
32. DIMITRI GUTAS - Helvia Principal - UCO, https://helvia.uco.es/xmlui/handle/10396/22924
33. What led to the stagnation of Muslim innovation and science when, https://www.reddit.com/r/AskHistorians/comments/ms3trq/what_led_to_the_stagnation_of_muslim_innovation/
34. The Case Against the Classical Narrative and the Myth of Decline, https://journal.uii.ac.id/Unisia/article/view/23644
35. Historiography of the History of Science in Islamicate Societies [1 ed, https://dokumen.pub/historiography-of-the-history-of-science-in-islamicate-societies-1nbsped-9781032445052-9781032445069-9781003372493-103244505x.html
36. ASK W orking Paper 24 - Institut für Orient- und Asienwissenschaften, https://www.ioa.uni-bonn.de/isl/de/forschung/publikationen/pdf-dateien-ask/ask-wp-24-al-ghouz.pdf/@@download/file/ASK%20WP%2024%20Al%20Ghouz.pdf
37. Arabic Science and the Islamic World (Chapter 2) - The Rise of Early, https://www.cambridge.org/core/books/rise-of-early-modern-science/arabic-science-and-the-islamic-world/2B23D3470AB56611BB659BF99ACD0432
38. Islam, Science, and the Challenge of History 9780300159141, https://dokumen.pub/islam-science-and-the-challenge-of-history-9780300159141.html
39. Encyclopedia of the History of Arabic Science, Volume 1 - Free, http://serge.mehl.free.fr/pdf/KENNEDY-Islamicmathematicalgeography1996.pdf
40. Islamic Science: Towards a Definition - Alparslan Açıkgenç, https://books.google.com/books/about/Islamic_Science.html?id=iRFLAAAACAAJ
41. Selected Conference Papers - eBooks, https://content.e-bookshelf.de/media/reading/L-7606402-13a449a824.pdf
42. TheMakingOfIslamicScienceByM, https://archive.org/download/TheMakingOfIslamicScienceByMuzaffarIqbal/TheMakingOfIslamicScienceByMuzaffarIqbal.pdf
43. Seyyed Hossein Nasr - Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Seyyed_Hossein_Nasr
44. NASR'S PERSPECTIVE* Modern ve Seküler - DergiPark, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2581185
45. Religion and the Order of Nature: The 1994 Cadbury Lectures - Nasr, https://www.abebooks.co.uk/9780195102741/Religion-Order-Nature-1994-Cadbury-0195102746/plp
46. Religion and the Order of Nature by Seyyed Hossein Nasr - Books, https://play.google.com/store/books/details/Seyyed_Hossein_Nasr_Religion_and_the_Order_of_Natu?id=AOfiGBOx768C
47. In Search of The Sacred With Seyyed Hossein Nasr | PDF - Scribd, https://www.scribd.com/document/81227982/In-Search-of-the-Sacred-With-Seyyed-Hossein-Nasr
48. "Spirituality and Science: Convergence or divergence?" by Seyyed, https://worldwisdom.com/wp-content/uploads/2025/05/L243-Spirituality_and_Science_Convergence_or_divergence.pdf
49. An Interview with Seyyed Hossein Nasr - Fountain Magazine, https://fountainmagazine.com/all-issues/2009/issue-69-may-june-2009/on-nature-beauty-and-transcendence-an-interview-with-seyyed-hossein-nasr/
50. Religion and the Order of Nature, https://www.ajis.org/index.php/ajiss/article/download/2246/1427
51. "Why Islam Matters" by Seyyed Hossein Nasr, https://digitalcommons.ciis.edu/huston-smith-lectures/7/
52. A Critical Review of Seyyed Hossein Nasr's Religion and the Order, https://journals.iub.edu.pk/index.php/jwrih/article/view/4759
53. Açık Ufuk (Bez Ciltli) & İyi, Doğru ve Güzel Düşünmek Üzerine, https://www.kitapyurdu.com/kitap/acik-ufuk-bez-ciltli-iyi-dogru-ve-guzel-dusunmek-uzerine/683540.html
54. İnsan Yayınları Ben Öteki Ve Ötesi Islam Batı Ilişkileri Tarihine Giriş, https://www.trendyol.com/insan-yayinlari/ben-oteki-ve-otesi-islam-bati-iliskileri-tarihine-giris-p-3253429
55. İslam - Bilim İlişkisine Dair Önyargıların Eleştirel Analizi, https://www.cerideiilmiyye.org/islam-bilim-iliskisine-dair-onyargilarin-elestirel-analizi/
56. İhsan Fazlıoğlu Seminer Notları-İslam Entelektüel Tarihi Üzerine.pdf, https://archive.org/download/prof-dr-ihsan-fazlioglu-okur-arsivi-pdf/%C4%B0hsan%20Fazl%C4%B1o%C4%9Flu%20Seminer%20Notlar%C4%B1-%C4%B0slam%20Entelekt%C3%BCel%20Tarihi%20%C3%9Czerine.pdf
Yorumlar